Yiğit Kürdistan Halkı Ve Devrimci- Demokratik Komünal Güçlere!

‘’İçinde Yaşama Hakkımızın Olmadığı Bir Dünyayı Başınıza Yıkacağız!’’

Öz yönetim ilan ve direnişlerinin 3. Yıldönümünde, öz yönetim direnişlerinin yenilmez üç kalesi olan Gever, Şırnak ve Nusaybin direnişlerini, direnişin şehitleri şahsında minnetle anıyor, anılarını zafere taşıyacağımızın sözünü bir kez daha yineliyoruz.

Diriliş devriminde Serhıldanların öncüsü, başkenti olmuş bu üç şehrimiz Raperinlere yürürken de korkusuz, yenilmez ve hep öncü oldular. Öncü olmak geleceği görmek kadar her türlü bedel pahasına ona inanmakla olur. Bu üç şehr-i serhıldan, mücadelemizin ilk gününden itibaren her türlü bedel pahasına devrime hep inandılar ve her şeye rağmen hep devrimle oldular… Devrimle yarına yürüyenlere bin selam olsun!..

Yiğit Kürdistan Halkı Ve Devrimci- Demokratik Komünal Güçler;

Bilindiği üzere, kendini savunma ile aynı anlama gelmek üzere yaşama hakkı canlılığın en temel hakkıdır. Söz konusu insan ise, yaşama hakkı biyolojik canlılığın ötesinde siyasal, kültürel, ekonomik, ruhsal, düşünsel vb görüntülerle toplumsallık dediğimiz çok daha kompleks bir nitelik kazanır. Toplumsal kimlik dediğimiz bu kompleks nitelik ‘kendi olmak’ (xwebun) ile bir ve aynı şeydir. Ve bu hak ‘kendi olmak’ ve ‘kendi kalmak’ anlamında hiçbir şekilde devredilmez ve tartışma konusu edilemezdir.

Bu anlamda insan olmak, toplum olmak ve giderek toplumun tarihsel bir kategorisi olarak halk olmaktan ileri gelen en temel hak ‘kendi olmak’ ile özdeş olan kendi kendini yönetme hakkıdır. Söz konusu toplumsallık ise en temel ve başta gelen hak yaşama hakkı ile aynı anlama gelmek üzere kendi kendini yönetme hakkıdır. Böylesi bir hak kutsallık düzeyinde dokunulmazdır. Herhangi bir şekilde çarpıtılamaz, hiçbir zorbalık ve zulümle bastırılamazdır. Yokluk ve de varlık hükmündedir!..

Böylesi bir hükmün kutsallığı dışında herhangi bir hüküm tanımayan halkımız, yarım asırlık mücadelesini “öz yönetim” olarak ilan edince, varlığını halkımızın inkarı üzerine inşa eden Türk egemen sınıfı ve onun örgütlü- kurumsal ifadesi olan melun TC devletinin her türlü melanetinin muhatabı haline geldi. Türk egemen sınıflarının örgütlü- kurumsal kimliği olarak TC için varlık ya da beka, Kürdün inkarıdır daha ötesi imhasıdır!.. TC için Kürdün inkarı ve de imhası zamansal olarak ebedi, mekânsal olarak sınırsızdır. Bizler için oldukça anlaşılır, çıplak ve de mutlak bir doğru hükmünde olan bu gerçek, bugüne kadar bu gerçeği anlamayanlar açısından da her türlü teorik izahatın ve tartışmanın dışındadır artık. Bundan böyle anlaşılmazlık iddiası utangaç bir işbirlikçiliğin ötesinde fanatik ve sinsi bir düşmanlık hükmündedir.

Afrin gerçeği bir kez daha ve çok daha çıplak olarak göstermiştir ki öz yönetim ilanları ve direnişleri oldukça tarihsel önemde doğru ve yerinde pratiklerdir. Bunu şu veya bu şekilde muğlaklaştırmaya çalışanlar herhangi bir şekilde bir anlamazlık, bilinçsizlik içinde değil oldukça sinsi bir düşmanlıkla yapmaktadırlar. Düşman, Kuzey Kürdistan’ın tedbirini Afrin de aldığını söylerken doğru söylemektedir. Ancak bu doğrunun diğer yüzü de Afrinin tedbirinin de Kuzey Kürdistan’da olduğudur.

Yiğit Kürdistan Halkı Ve Devrimci- Demokratik Komünal Güçler;

Yukarıda dile getirdiğimiz izahat içinde halkımıza inkarı, onun öncü gücüne imhayı dayatan sömürgeci- barbar Türk devletine karşı bundan tam 3 yıl önce başlatılan öz yönetim ilanları ve direnişleri, bugünkü Afrin işgali ve ona karşı gelişen direniş gerçeği içinde çok daha anlamlı ve çok daha anlaşılırdır. Söz konusu direnişleri bu anlam ve anlaşılırlık içinde yeniden ve daha güçlü okuyup dersler çıkarmanın gereği vardır.

Düşmanın Temmuz 2015 de başlattığı inkar- imha temelli kapsamlı savaşa karşı gelişen devrimci halk savaşının bir parçası olarak gündeme giren öz yönetim inşa ve ilanlarının en güçlü geliştiği Gever, Şırnak ve Nusaybin giderek bu inşa ve ilanların en güçlü direnişlerle sahiplenildiği mekanlar da oldu. Ağustos 2015 de başlayan öz yönetim ilanları yaklaşık 7 aylık bir komünal yönetim inşa deneyimi olarak halkımızda müthiş bir heyecan ve coşkunun da sebebi olmuştur. Halkımızın bu özgür ve eşit yaşam tercihine karşı düşmanın önce Cizre, Sur ve Silopi’de ardından Hezex’de ve en son olarak da Gever, Şırnak ve Nusaybin’de başlattığı vahşi ve barbar saldırılar halkımızın tarihinde gurur abidesi olacak 3- 4 aylık direnişlerin de başlangıcını oluşturdu.

Her şeyden önce şunun çok net ve açıklıkla görülmesi gerekir. Bu tür savaşlar, pratik ve taktik sonuçlarından çok stratejik ve tarihsel- toplumsal sonuçlarıyla önemlidir. Ancak bu her üç şehr- i serhıldan’da gelişen direnişler düşmanı hem pratik- taktik ve hem de stratejik ve tarihsel- toplumsal sonuçlarıyla ebedi bir yenilgiye mahkum etmiştir. Düşmanın özellikle kültür endüstrisi ya da bilinç endüstrisi dediğimiz araç ve yöntemlerle sonuçlarını çarpıtarak ortadan kaldırmaya çalışmasına rağmen gizleyemediği bu zafer, halkımızın özgür geleceğinin zaferidir. Tüm sonuçlarını çarpıtmasına rağmen ve çarpıtılmış bu sonuçlarıyla bile Türk egemenlerinin bu direnişlerden anlaması gereken tek şey: Kürdün mezarının üzerine bina inşa edemeyeceğidir!.. O mezar ancak ve ancak inşa ettiği binanın çökmesine sebep olacak çürük temel olacaktır, başka da bir şey değil.

Her üç şehr-i serhıldan, halkımızın 15- 16 yaşında ki genç kız ve oğullarının çıplak bedenleri ve yürekleriyle düşmanın tank, top, uçak vb her türlü tekniğine karşı insan bilincinin ve iradesinin zaferi olarak yazılmıştır tarihe. Söylenebilecek tek şey: duyulacak gururun azametidir.

Sur, Cizre, Silopi, Hezex, Ferqin, Derik, Varto, Bulanık, Dargeçit, Kızıltepe ve Van öz yönetim direnişleriyle birlikte bu üç şehr-i serhıldanla gelişen direnişlerde halkımızın özgür yaşam geleceğinin kodları sırlanmıştır. Özgürlük ve eşitlik direnişle birlikte kodlanmıştır. Yenilmez ve de yıkılmaz olarak!..

Direniş esnasında ve sonrasında düşmanın yıkıp- yok ettiği kendi yarattığı sunni kentlerdir. Yenemediği, yıkamadığı ve yok edemediği ise direnişin zafer kazanan ruhudur!.. O ruh düşmanın korkulu rüyası şeklinde mekânsal olarak sınırsız, zaman olarak ebedi olacaktır. Her yerde ve her şekilde karşısına çıkacaktır. Artık TC için değişmez ve tek mutlak gerçek vardır: Haklı olarak, ebedi olarak, sınırsız olarak ve ilahi bir düşmanlık kudretinde korkacağı ÖZGÜR KÜRT’lük!.. Ve artık Özgür Kürt içinde değişmez ve mutlak bir tek gerçek vardır: İçinde yaşama hakkının olmadığı bir dünyayı düşmanının başına yıkmak!..

Yiğit Kürdistan Halkı Ve Devrimci- Demokratik Komünal Güçler;

Öz yönetim direnişleri büyük oranda Rojava devriminin savunması olarak gelişmişti. Gever’de, Şırnak’ta ve Nusaybin’de savunulan Kobane, Serekani, Gıre Sıpi vb Rojava şehirleriydi. Ve aynı şekilde bugün Afrin de gelişen direniş genelde tüm Kürdistan’ın özelde Kuzey Kürdistan’ın savunmasıdır. Özellikle Kuzey Kürdistan halkı şunu bilmelidir ki Afrine atılan bombalar aslında Kuzey Kürdistan’a atılmaktadır. Afrin’de öldürülen Kuzey Kürdü’dür. Afrin’de yeniden işgal edilen Kuzey Kürdistandır. Ve düşman bu gerçeği gizleme gereği duymadan tüm çıplaklığı ile söyleyerek Afrin’e saldırmaktadır.

Gever, Şırnak ve Nusaybin öz yönetim inşa, ilan ve direniş süreçleri toplamda 10 aylık oldukça güçlü bir devrimci deneyim olarak mücadele tarihimizin en önemli sayfalarından bir olmuştur. Bu devrimci deneyimin bizlere yüklediği en önemli görev bugün Afrin’de her türlü zulmün ve zorbalığın hedefi olan direnişi sahiplenmektir. Tüm dünyanın adeta bir sessizlik komplosu biçiminde katıldığı bu zulme karşı sessiz kalmak hiçbir Kürt için hiçbir gelecek sağlamayacaktır. Gelecek, tüm Kürdistan’a yayılmış topyekün direniştedir!..

Bu bilinç ve inançla Gever, Şırnak ve Nusaybin öz yönetim direnişlerinin 3. Yıl dönümünde tüm Kürt gençliğini ve halkını Afrin direnişini sahiplenmeye çağırıyor, öz yönetim direniş şehitleri şahsında Afrin direniş şehitlerini ve tüm devrim şehitlerini minnetle anıyoruz.

      

Demokratik Özerklik Direniş Ruhuyla Mutlaka Kazanacağız!

Yaşasın Gever, Şırnak, Nusaybin Özyönetim Direnişleri!

Şehit Namırın!

Biji Serok APO!

 

YPS Genel Koordinasyonu

12 Mart 2018